Bir saate bakarken önce kadranı görürüz. Oysa zamanı gösteren ibrelerin arkasında, farklı yöntemlerle çalışan bir düzen vardır. Bu düzeni tanımak, saatçiliği anlamanın ilk adımıdır. Mekanik bir saatte enerji, kurulmuş zemberekte depolanır. Zembereğin çözülmesiyle oluşan hareket, çarklar ve düzenleyici mekanizma üzerinden ibrelere ulaşır. Otomatik mekanizmalarda bileğin hareketi de kurma sistemine katkıda bulunur. Böylece gündelik bir hareket, saatin enerji ihtiyacının bir bölümünü karşılar. Kuvars saatlerde ise zamanın ölçülmesinde elektronik bir devre ve kuvars kristalinin titreşimi kullanılır. Analog kuvars saatlerde elektronik sinyaller, ibreleri hareket ettiren sistemle buluşur. Kadranları benzer görünse de iki saatin iç dünyası oldukça farklı olabilir. Bu farklılık, saatleri tek bir üstünlük sıralamasına koymayı gerektirmez. Hassasiyet, kullanım alışkanlığı, bakım ve mekanizmaya duyulan ilgi farklı tercihlere yol açar. Saatçilik eğitiminin başlangıcı da bu tercihlerden önce, mekanizmayı merak etmek olabilir. Bir sonraki saatinize bakarken yalnızca markasını değil, enerjisini nereden aldığını da düşünün. Kadranın arkasındaki düzeni tanıdığınızda, küçük bir nesnenin ne kadar çok bilgi taşıdığını fark edersiniz. Ek kaynaklar: Seiko — Quartz: https://www.seikowatches.com/ca-en/customerservice/knowledge/quartz-knowledge
Kaynak bağlantısı ↗Ana sayfaKöşe yazıları
SAATÇİLİĞE FARKLI BAKIŞLAR
Bir saatin kalbinde ne var?
İLETİŞİM & İŞ BİRLİĞİ
Birlikte katkı
sunalım.
Bilgi almak veya eğitim, araştırma ve mesleki buluşmalar için iş birliği fikirlerinizi paylaşmak isterseniz bize ulaşın.
admin@misat.org